ÇOCUKLAR GÜL AYDINLIĞI

ÇOCUKLAR GÜL AYDINLIĞI

Kirlenmiş dünyanın, kıyılmış doğanın, bozulmuş havanın kurtarıcısı; sevinç ve mutluluk umudu çocuklardır. Sevgiyi körükleyen, ümitleri alevliyen onlardır. Dünyanın kirli yüzünün temiz gönülleri, Eskimolardan yenidünyalara kadar çiçek yüzlüler onlardır. Acıları da, feryatları da, sevinçleri de en yürekten duyan onlardır. Çocuk gülümsemesi gül açılımıdır. Onlar olmazsa belki de duyarlıklar yok olacak, duygular körleşecek, gayeler belirsizleşecekti.

            Geleceğin ışık gülleri, yüceliş unsurları, gül aydınlığının sevgi kahramanları çocuklardır. Çocuklarına değer vermeyen, onları iyiliğe, güzelliğe yöneltmeyen milletlerin geleceği huzurlu ve mutlu olamaz. O saf, temiz ve duru yürekleri sevgi ile beslemeyen, manen doyurmayan insanlık aydınlık yarınları hak edemez.”Dünya Çocuk Günü, Çocuk Bayramı, Çocuk Vakfı, Çocuk Hakları Beyannamesi, Sokak Çocukları Derneği”; çocuk gönlü kadar temiz bir dünya, gül medeniyeti kuracak kadar nezih bir sayfa açabilecek midir? Bu istikamette ciddi, samimi gayretler devam edecek midir? Edecektir, diyorum. Anneler gülü öğretecekse, masal geri gelecekse, uçurtmalar yeniden gelincik, papatya tarlalarının, berrak derelerin üzerinden uçacaksa; çocuklar dünyayı kurtarmıştır demektir. Bu basit bir söylem, sıradan bir temenni değildir.

            Çocuklar için dünya zirvesi de geç kalınmış bir olaydır. Zira dünyada her gün Onbinlerce, yılda Milyonlarca çocuk ölmektedir. Türkiye’de de Yüz binlerce sahipsiz, kimsesiz ve sokak çocukları vardır. İşyerlerinde çalıştırılan milyonlarca çocuğun da yarısından fazlası sosyal güvenlik hakkına sahip değildir. Ve dünyada 306 Milyon çocuk çalışmak mecburiyetiyle karşı karşıyadır. Bunlara savaş çocuklarının acılarını çığlıklarını ekleyin;” Zambak Çocukları Şiiri”ni tekrar tekrar okuyun.

            Bu gök sancısı, ağaçların ağlaması, yerin daralması gibi bir şey; ninnilerin susması, masalların unutulması, Yüce Yaradanın anılmamasıyla başlamıştır sanki. Helal haram kavramlarının değer kaybına uğradığı, , kan ve süt terkibinin bozulduğu, bir sürecin doğurgan mecra ve macerasıdır belki.

Çocuklarla ilgilenen kurum ve kuruluşların, geleceğin aydınlık ve huzurlu yarınlarını kurmayı ilke edinen ideal insanların ve bütün dünya öğretmenlerinin “çocukları hakkıyla sevmeyi, onlarla ilgilenmeyi ve onları tehlikeler karşısında korumayı, cehennemden kurtuluşa vesile” sayan iki cihan sultanı, medeniyet güneşi Hz. Muhammed (s.v.a)’in mesajını düstur edinmelerini, çocuğun dünyasına, çocuğun gönlünden girmeleri gerektiği; 45 yıl ömrümü verdiğim mesleğimin tecrübe ve müşahedeleriyle vurguluyorum.

Çocuk ruhunu, çocuk bakışını, çocuk duyumlarını yüreğimde hissediyor, acılarını, sevinçlerini her an duymanın yorgunu, çocuk düşlerin kaybolmuş hatıraların, unutulmuş kasabaların ağlayan çocuğuyum sanki. Ninnisini kaybeden, şiiri saklanan, betonlarda oynamaktan yorulan, yalanlarla avutulan, bayramlarda unutulan, dünyanın neresinde olursa olsun; Afrika gerçeği kadar çıplak, Güneydoğu kadar sıcak çocuk benim işte… Destanları unutan, masallara bigâne çocuklarla da çocuğum işte. Günahsız, masum…

Ümit ve sevgi, çocuk var oldukça sürecektir yeryüzünde. Her gün yeni ve taze bir başlangıç, her çocuk bir gelecektir. Toprak, hava ve su var oldukça tohum yeşerecek, çiçekler açacak; gül aydınlığını, gül medeniyetini kuracaklar yine çocukluktan gelenler olacaktır. Yeter ki gönlümüzde çocuk olsun, yüreğimizin gözlerinde çocuk gülsün. Bir zamanlar hepimiz çocuktuk ve her mevsim bahara koştuk. “Diriliş”i kutlamak için. Çocuk demek, bahar demektir. Gül aydınlığı çocuğun kendisi demektir. Gönül sitesini ihya etmek, gül medeniyetini de kurmak onlara yaraşır.