ADALET VE EMANET
Hak ve hukuka riayet, zulüm ve eziyetten uzak dengeli, ölçülü, düzenli davranış ve icraatın bütünü adalet kavramı içerisindedir. Adalet devletin, ülkenin, idarenin esasıdır. Adalet kavramı, adalet duygusu emanet bilincini kendiliğinden getirir. Emanet sözlük anlamıyla koruyacağına güvenilen birine bir şey bırakmak. Bu bağlamda millet de emanetullahtır. Adalet olursa kalkınma olur. “Adaleti tesis etmek, emaneti ehline vermek” Kalkınmanın, ilerlemenin yolu bu duyarlılıktadır. Toplumda görülen arızlar, sistemdeki tıkanıklar; ‘adalet-emanet’ bilinciyle geliştirilen hareket stratejileriyle zamanla yok olur. Yolsuzluk, rüşvet, iltimas, adam kayırmacılık böyle bir düzende barınamaz. ‘erdemli toplum, ideal insan’ düşüncesi etrafında adalet duygusunun, emanet bilincinin egemen olduğu bir yapılanmada atılım ve açılım imkânları kendiliğinden doğar.
Millî, manevi, ahlaki ve insani değerleri korumanın , güven duygusunu beslemenin tek yolu; adaleti tesis etmek, emaneti ehline vermektir. Kabiliyet ve kapasite sahibi, tecrübe birikimiyle yoğrulmuş kişidir ehil olan. Güvenilen, iş bilen, iş yapan değil de; gücü ve parası olan itibar görüyorsa hizmet platformlarında yanlış konumlandırma yapılıyorsa hüsn-ü niyet beslemek saflık ötesi olur. Bu çerçevede bölgecilik, hemşericilik, ırkçılık da adalet duygusunu tahrip eden, hukuka zarar veren temayüllerdir. Genel anlamda ‘huzur ve mutluluk’ ortamının oluşturulması yolunda atılan bütün müspet adımları, girişimleri niyetleri desteklemek lazımdır. Bu itibarla ciddi, samimi ve ilmi gayret ve çabalar içerisinde olan herkes devlet-millet sevdalısıdır. Bunu anlamak, bunu görmek lazımdır. Devletin ve milletin bütün kurum ve kuruluşları işin ciddiyetini anlayarak, hizmet aşkıyla harekete geçmesi lazım. Medeni ölçüler içerisinde, meşru dairede inisiyatif kullanarak dünyadaki değişme ve gelişmeleri de dikkate alarak ilgili alanlara müdahil olmak lazım. “Elin terazisi, dilin kemiği yoktur” dedikodularla zaman kaybetmemek lazım.
Adalet duygusu kök salarsa zihnimizde berraklık, gönlümüzde ferahlık uyanır. Herkes hakkına razı olur. Vatandaşın sırtı pek, karnı tok olur. Yönetenlerin de alnı ak, başı dik olur. İşsizlerin sayısını, açlık sınırında olanların varlığını, öz değerlerden kopanların miktarını belirtmekten korkma ve utanma süreci kapanır. Fert olarak, toplum olarak medeni olmak, empatiyi geliştirerek sempatik olmak, ikiyüzlülükten kurtularak kendimiz aldatmaktan kurtulma becerisini göstermek lazım.
Millete ak sayfalar açılacağı müjdesini veren ak kadrodan bu yönde yüksek beklentilerimiz vardır. Bardağın dolu tarafına bakılırsa etkili, olumlu, verimli çabalar var. Fakat idealist insanların bir kez daha hayal Kırıklığı yaşaması ihtimalinin ihtimaline tahammül kalmamıştır. Bu tarihi fırsatın çok iyi değerlendirilmesi görevi yalnız Akparti iktidarında değildir. Bütün kurumların, Sivil toplum örgütlerinin doğru olanı, milli menfaatlere uygun olan adımları canla başla desteklemesi, hükümete arka çıkması lazım. Yanlışlar varsa yıkmadan, kırmadan, dökmeden uyarmak, uyandırmak lazım. Tabiidir ki iktidarın da yıkma hamlesi olmayan yergilerden de istifade etmesi lazım. Özeleştiri, muhasebe ve murakabe hepimiz için gerekir. Ve herkesin müspet ve menfi her olguda bir katkısı vardır. Unutmayalım ki dünyaya bir daha gelme şansımız olmadığı gibi, ikinci bir Türkiye de yoktur. Yeryüzü cenneti bu ülke bize emanettir. Emanet hıyanet olmaz.
Naci GÜMÜŞ
Yeni Şafak Gazetesi,Beyin Fırtınası Sayfası
26 Ocak 2004
